DEVA Partili Ekmen: Boykot çağrıları kriminalize edilmemeli
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, bir günlük tüketim boykotu hakkında değerlendirmelerde bulundu.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, bir günlük tüketim boykotu hakkında değerlendirmelerde bulundu.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, bir günlük tüketim boykotu hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Ekmen, "Boykot Anayasamızda, uluslararası belgelerde, siyaset ve hukuk felsefesinin temel tartışmalarında geçen siyasi tepki araçlarından biridir. Bunu sivil itaatsizliğin bir formu olarak görebiliriz, tarih boyunca uygulanmış ve kendini gösteren sonuçları olmuştur. Uygulandığı yerlerde paradigmayı hatta siyasal iktidarı değiştiren sonuçları gözlenmiştir. Medyaya yönelik boykotu bir miktar anlamıştık ve medyanın tek düze bir kuvvete sahip olması, aynı anda onlarca ekranda aynı konuşmanın yayınlanması, birçok gazetenin aynı manşetle çıkması gibi tek bir merkezden yönetildiğine veya tek bir merkezden yeri geldiğinde müdahale edilebildiğine dair hepimizde var olan bu rahatsızlık nedeniyle medya boykotu genel olarak kabul görmüştü” diyerek daha önce yapılan boykotlara değindi.
2 Nisan’da gerçekleşecek olan tüketim boykotu hakkında konuşan Ekmen, “Medya boykotundan marka boykotuna, sonra da genel boykota gittiğimiz zaman doğrusu iki açıdan bakmak gerekir ve bunu bir suç olarak görmek mümkün değildir. Boykotun sonuçları açısından, birincisi ne derece başarıyla uygulanabileceği; ikincisi genel seçmen kitleleri nezdinde nasıl karşılanacağına dikkat etmek lazım. Bayram tatilinden çıkıyoruz, günlerdir birçok iş yeri kapalı. İlk işlem günü, Anadolu'da belki de birçok küçük esnaf iş yerini sabah ‘Bismillah’ deyip açacak. Gün boyu elde edeceği geliriyle akşama doğru çekinin bedelini ödeyecek. Ancak böyle bir boykot gerçekten etkili bir şekilde uygulandığında mahalle bakkalının, semt kasabının, sokakta faaliyet gösteren küçük bir işletmenin göreceği zarar zannediyorum CHP'nin amaçları arasında sayılamaz. Dolayısıyla bu genel boykot çağrısının hem katılım açısından hem de gösterilmek istenen sosyal güç açısından iyi düşünülmesi gerekir. Boykotun ayrımının ve sınırlarının tam olarak tartışılmadığını düşünüyorum. Ancak her hâlükârda boykot; şiddetten, kamu düzenine zarar vermekten toplumda bir çatışma ihtimali yaratan her türlü eylem türünden yeğdir” açıklamasında bulundu.
Ekmen, “Özellikle son 10 yılda hukuk eliyle toplumun ve siyasetin dizaynı, ekonomik çöküş sonrası toplumun geniş kesimlerinde yaşanan büyük dar boğaz ve açlık sınırının altında milyonlarca aile gerçeği karşısında, siyaseten bir şey değiştirme umudunun dahi yargı kararlarıyla ortadan kalkabileceği endişesi bir enerji boşaltımına sebep oldu. Bu enerji boşaltımını ana muhalefet yönetme sorumluluğu içerisinde. Bunu yönetirken hem toplumun geniş kesimlerindeki meşruiyet algısını zedelememeli hem vereceği kararların değişik kesimler üzerindeki etkisini dikkate almalı ve bu enerjiyi yönetebilmeli. Aksi halde sokaktaki enerji, küçük marjinal grupların kontrolüne geçerse, tabii ki bu Türkiye'nin lehine olmaz. Neticede boykot çağrısının ne kadar uygulanabileceği hususunda tereddütlerim olmakla birlikte bu çağrının kriminalize edilmesini, şeytanlaştırılmasını, sanki hayatımızda hiçbirimiz hiçbir zaman boykot yapmamışız gibi boykotun kendisini tartışma konusu yapılmasını doğru bulmuyorum. Muhafazakâr sağ kesimde yıllara sarih marka boykotunu biliriz değil mi? İsim saymak istemem ama bir bisküvi, çikolata markasında bir markayı yıllarca boykot ettik. Başka bir marka desteklendi, sonra desteklenen markayı bu sefer orduevleri boykot etti. Sonra o marka bu sefer orduya bağlı bir araştırma merkezine 10 milyon dolar bağış yapmak zorunda kaldı. Gazze nedeniyle boykotlar uyguladık” dedi.
Veriler hakkında konuşan Ekmen, şunları söyledi:
“Son bir haftada yapılmış üç ayrı rapor var. Bir rapor da iktidara yakın bir firma tarafından yapılmış. Cumhur İttifakı seçmeninin dahi sadece %40’ı süreci yargısal bir faaliyet olarak algılıyor. Toplumun %60’ı siyasi bir süreç olarak algılıyor. Eğer AK Partililerin %20'si ‘Bu siyasidir’, %20’si de ‘Fikir belirtmek istemiyorum’ diyorsa o zaman AK Partililer bunun gerçekten yargı faaliyeti olduğunu niçin kamuoyuna anlatamadıklarını iyi düşünmeliler. Yargıyı bir silah gibi kullanmayın, diyoruz. Hukuk güvenliği hepimiz için geçerlidir. Yarın AK Partili arkadaşlar için de bunu talep edeceğiz. Hukuk güvenliğini biz ne Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları için, ne sokaktaki gençler ne de CHP’liler için savunmuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk devleti niteliği ve 85 milyon vatandaşın hukuk güvenliği için savunuyoruz. Eğer insanlar sokağa çıkıp hak ve hürriyet peşindeyse, hak arama özgürlüğünün sonuna kadar savunuculuğunu yapmaya gayret ediyorlarsa, iktidarın çıkarması gereken dersler vardır."
Hibya Haber Ajansı© Copyright 2025 habercekat.com.tr Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.